NÜRNBERG’İN KALBİ ALTSTADT – 2 (GÖKHAN FIRATLI )
NÜRNBERG’İN KALBİ ALTSTADT – İKİNCİ BÖLÜM (GÖKHAN FIRATLI)

İşte tam da bu meydanın kenarında tarihi Bratwursthausele Restoranının manzarası eşliğinde çok yoğun bir yağmura yakalandım. Bir kısmını Kilisenin kapalı bir kapısının altında diğer kısmını da Kilise içinde dinlenerek atlattım. Sonrasında açan hava hatta güneşin gülen yüzüyle şehri keşfetmeye kaldığım yerden devam ettim.




Tabii ki öncelik sığındığım 13. Yy.dan kalma St. Sebaldus Kilisesi. Gotik tarzda inşa edilen yapı, şehirdeki en eski Kilise olarak bilinmektedir ve kum taşı kullanılarak yapılmıştır. Tarihi Belediye Binasının karşısında yer almaktadır. Adını Nürnberg’in koruyucu azizi Sebaldus’tan almaktadır. Başta Gotik tarz dedim ama Kilisenin batı cephesi, Romanesk stilini yansıtmaktadır. Kilisenin tam ortasında Aziz Sebaldus’un mezar bulunmaktadır ve Alman Rönesans bronz döküm sanatının zirvesi olarak kabul edilmektedir.



Kilisenin karşısında Nürnberg Eski Belediye Binası (Altes Rathaus) bulunmaktadır. Bina mimari olarak Gotik ve Rönesans tarzlarını yansıtmaktadır.

Meydan sonrası şehrin yukarısına doğru dikleşen yollar ile birlikte yaklaşık 10-15 dakika yürüdükten sonra kendinizi Nürnberg Kalesinde bulacaksınız. Kalenin iç mekanlarını ayrıntılı olarak gezecek vaktim olmadığından kale bahçesi ve dış avlusunu gezebildim.




Burası aslında sadece savunma amaçlı değil, İmparatorluk Sarayını da içeren bir komplekstir. Saray, Şapel, Sinwell Kulesi ve İmparatorluk ahırları gezilecek yerler arasındadır.
Halka açık olan ve çok güzel dizayn edilmiş kale bahçeleri ücretsiz olarak gezilebilmektedir. Kutsal Roma İmparatorluğunun en önemli kale kompleksinin bir parçası olan Tiergartnertorturm, 11. Yy.a tarihlenmektedir.



Aşağıda paylaştığım fotolarda “Kaiserburg Nürnberg Kalesi”, Kalenin iç avlusu, Kaleye ait duvarlar ve genellikle kırmızı- beyaz renklerden oluşan Nürnberg bayrağı taşıyan pencereler ve kepenkler, Kalenin en eski bölümlerinden biri olan “Beş köşeli kule” ve iç avluda turistlerin önünde fotoğraf çektirmek için çabaladığı “Sinwell Kulesi” ni göreceksiniz.


Sinwell Kulesi, Nürnberg Kalesinin en ikonik ve yüksek yapılarından biridir. İsminin anlamı; kusursuz silindir olup adını haklı çıkartacak güzelliktedir. 41 metre yüksekliğinde olup dikdörtgen taşlardan inşa edilmiştir. 1560 yılında yenilenirken bir kat daha ilave edilip sivri külahlı çatıyla örtülmüştür. Gözetleme ve savunma amaçlı olarak yapılmıştır. Çok kalın yapısından dolayı savaş zamanları hazine odası bazen de hapishane olarak hizmet vermiştir. Bu kule de savaştan hasar almadan çıkan az sayıdaki şanslı yapılardan biridir.


Kalenin iç kısmında gezerken, tarihte yolculuk yapıyormuş hissine kapılacaksınız. Binaların güzelliği ve estetiği kadar Nürnberg şehrini tepeden kuşbakışı izlemek de size büyük bir keyif verecektir.



Aşağıdaki fotoğrafta paylaştığım “Himmelsor yani Cennet Kapısı” kalenin derinliklerine ve iç avluya geçilmesi için tünel şeklinde ve dar olarak inşa edilen kapıdır. Aslında bu ve buna benzer diğer kapılar, tamamen savunma amaçlı olup dik bir yokuşu tırmandıktan sonra konumlanır. Girişi de özellikle dar olur ki saldırı sırasında düşman askerlerinin bir anda hücum etmeleri engellenmiş olur. Böylece içerdeki iç kale yani cennet korunmaya alınmış olur.


Aşağıda fotoğrafını gördüğünüz “Tiergartnertor- Hayvan Bahçesi Kapısı” Nürnberg’in tarihsel ve kültürel olarak en önemli noktalarından biridir. Orta Çağ döneminde burası, yöneticilere ait av hayvanlarının barındırıldığı bir alanmış. Aynı zamanda da buradaki kule, savunma amaçlı olarak önemliydi çünkü ticaret yolları buradan başlamaktaydı.


Bu kapının diğer bir önemi de Alman sanat tarihi açısından olup dünyaca ünlü Rönesans sanatçısı Albert Dürer in evi bu kapıya bakan meydanda yer almaktadır. Meydan, İkinci Dünya Savaşından hasarsız çıkmayı başarmış Bavyera tipi evler ile çevrelenmiştir. “Fachwerkhaus” olarak adlandırılan bu evler, ahşaptan yapılmış gerçekten büyüleyici evlerdir.

Meydanda Albert Dürer’in çizimlerinden yola çıkılarak yapılan, “Das Hase” dev bronz tavşan heykeli, ilginç yorumuyla meydana renk katmaktadır. Sanatçının evi de bu meydanda olup günümüzde Müze olarak hizmet vermektedir.




Meydandan güneye doğru kısa bir yürüyüş yapıldığında “Weisgerbergasse- Beyaz tabakçılar Sokağı” na ulaşılmaktadır. Burası turistler için tam bir çekim noktası olup Orta Çağ ruhunu görsel açıdan çok iyi koruyabilmiş gerçekten hoş bir caddedir. Nehrin bu tarafındaki tabakçılar; kuzu, keçi, geyik gibi kaliteli derileri işlediklerinden beyaz olarak anılmaktaymış. Karşı taraftaki tabakçılar ise sığır derisi gibi kaba derileri işlediklerinden kırmızı olarak anılıyorlarmış.



Savaşta tarihi dokusunun %90 ını kaybeden şehirde işte bu evler mucizevi bir şekilde sağlam kalan %10 lük grupta yer almaktadır. Burada 22 adet tarih ev bulunmaktadır.



Tren vaktim yaklaştığından istemeye istemeye Tren Garına doğru yöneldim ve en son ziyaret etiğim Ludwigsplatz Meydanında; “Weisser Turn- Beyaz Kule” ve “Ehekarussell- Evlilik Çeşmesi” bulunmaktadır. Beyaz Kule, eski şehir ikinci surlarının bir parçası olup 13. Yy. Surları ile birleştirilen ilk yapıdır.


Çeşme, 1984 yılında Jürgen Weber tarafından yapılmıştır. Sanatçı, 16. Yüzyılda Nürnberg’de yaşamış halk şairi Hans Sachs’ın “Acı-tatlı evlilik hayatı” adlı eserinden esinlenmiş ve evliliğin farklı evrelerini mizahi bir dil ile işlemiştir. Çok fazla tepki almış ancak turistler için ilgi çekici bir nokta olmuştur.


Bu meydanın devamıymış gibi görünen Jakobsplatz meydanında da büyük yeşil kubbesi ile dikkat çeken St. Elisabeth Kilisesi, 18. Yy. Da inşa edilen Geç Barok dönemi yapıdır. Katolik Cemaatine ait olup Roma tapınaklarını andıran anıtsal girişi Neoklasik tarzdadır.


Hemen yakınındaki diğer dini yapı ise, Lutheran St. Jakob Kilisesi olup 14. Yüzyıla tarihlenmektedir.




