ZAMANIN YAVAŞLADIĞI ŞEHİR:SAİNT -LOUİS (Senegal’de Atlantik ile Senegal Nehri arasındaki yolculuk)
ZAMANIN YAVAŞLADIĞI ŞEHİR:SAİNT -LOUİS
(Senegal’de Atlantik ile Senegal Nehri arasındaki yolculuk)
Senegal Nehri’nin Atlas Okyanusuna döküldüğü yerde, Okyanusun, çölün ve Sahel bölgesinin kenarında bulunan Saint Louis ( Wolof dilinde Ndar) bir koloni şehridir. 1895-1902 yılları arasında Fransız Batı Afrikası’nın (AOF) ilk sömürge başkentiydi. AOF, Batı Afrikadaki sekiz Fransız bölgesinden oluşan bir federasyondu. 1872-1957 yılları arasında da Senegal’in başkentliğini yapmıştır. Stratejik konumu nedeniyle birkaç kez İngilizlerin eline geçse de Senegal’in 1960 yılındaki bağımsızlığına kadar Fransa etkisi ve kontrolünde olmuştur.



Geçmişte köle, zamk, deri ticareti yapan Avrupa gemilerinin, kaşiflerin uğrak yeri olan kent, prestijli sömürge döneminden izler taşımakta; pastel renkli balkonlu evleri, kolonyal mimarisi, demir dökme korkulukları ve sevimli dar sokakları ile dikkat çekmektedir. Tüm bu özellikleri nedeniyle de 2000 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine girmeyi hak etmiştir.





Senegal Nehrin’in ağzında küçük bir ada olan Saint Louis, zamanla ana karadan kıyıları da kapsayacak şekilde genişlemiştir. Başta adanın ortasına bir kale inşa edilmiş, güneyinde Hristiyan mahalleleri, kuzeyinde ise Müslüman mahalleleri gelişmiştir. Sömürge dönemi mimariyi aynen koruyan ada, şehrin tarihi kısmını oluşturmaktadır.



Ada, batısında 300 metre genişliğinde bir kum burnu olan Langue de Barbarie ile Atlas Okyanusundan ayrılır. Bu yarımadada; Toute ve Guet Ndar balıkçı semti bulunmaktadır. Eski bir yerleşim yeri olan Sor ise, Saint Louis’in banliyösü olarak kabul edilmektedir.


Tarihi balıkçı mahallesi Guet Ndar, en yoğun nüfuslu yerleşim birimlerinden biri olup hemen hemen tüm sakinleri balıkçılıkla uğraşmaktadır. Ağırlıklı olarak Lebou etnik grubunun oluşturduğu mahallede, içimiz burkularak yaptığımız gezi sırasında Afrika’nın farklı yüzü ile karşı karşıya gelmektesiniz. Mahallede yaklaşık 20-30 bin kişi; basit, dökük, daracık sokaklı evlerde, çöp dağları arasında yaşamaktadırlar. Erkekler balıkçılıkla uğraşırken kadınlar da sahilde balıkları temizleme ve pazarlama ile uğraşmaktadırlar.


Aşırı nüfus, deniz seviyesinin yükselmesi ve kıyı erozyonu buranın en büyük problemleridir. Deniz; evleri, yolları adeta yutmaktadır. Bu nedenle de balıkçılara ait mezarlık, nisbeten yüksek bir tepe üzerine kurulmuştur. Turistler için de çok dikkat çeken bu mezarlık; denizde kaybolan veya denizde ölen balıkçılar için kurulmuştur. Bu tür mezarlıklar genelde denize yakın oluşturulmakta ve mezarların üzerine denizi çağrıştıran objeler veya ağlar konulmaktadır. Denizde kaybolanlar için, sembolik mezarlar yapılmaktadır.Tarihleri hakkında bir bilgi olmasa da buranın hafızasını oluşturmaktadırlar.



Balıkçılar işlerini buraya has, geleneksel pirog denilen tekneler ile gerçekleştirmektedirler. Rengarenk boyanan ve süslenen bu piroglar, ahşaptan yapılırlar. İnce, uzun gövdeye sahiptirler. Üzerlerinde; Kuran’dan ayetler, geleneksel motifler, koruyucu semboller ve tarikat liderlerinin resimleri bulunmaktadır. Her pirog, sahibinin imzası gibidir.



Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki bu tarikat liderlerine sadece teknelerinde değil, evlerin duvarlarında, arabalarında, kapılarında ve daha pek çok yerde rastlanmaktadır. Senegal nüfusunun büyük bir kısmı Müslümandır. Ancak burada İslam, daha çok tasavvufi tarikatlar üzerinden yaşanmakta o tarikatların liderleri de çok büyük ilgi ve saygı görmektedirler. Muridilik, Ticanilik ve Kadiriyye tarikatı en yaygın olanlardır. Muridiliğin kurucusu Şeyh Amadou Bamba, Ticaniliğin önderlerinden Seydi El Hadi Malick, en çok paylaşılan dini liderlerdendir. Halk dilinde bu tasavvuf önderlerine Marabut denilmektedir.



Saint Louis denilince ilk akla gelen yapılardan ve şehrin simgelerinden biri, şehri anakaraya bağlayan Faidherbe Köprüsüdür. Metal köprü, 507 metre uzunluğunda olup 1897 yılında inşa edilmiştir ve ada ile birlikte Unesco listesindedir.


Adayı gezmenin en kolay ve çok kullanılan turistik yolu bir fayton ile şehirde tur atmak. İlk durağımız şehrin en büyük camisi oldu. Sömürge döneminde inşa edilen Saint Louise Camisi, 1847 yılında ibadete açılmıştır. Mimarisi ile dikkat çeken cami, kare şeklinde iki minareye sahiptir. Dikkat çeken ve halen de tartışmalara, farklı yorumlara neden olan konu ise bu iki minareden saatli olanda ayrıca bir çana sahip olmasıdır ve bu çanın vazifesi saati bildirmektir. Yaklaşık 1000 kişilik kapasiteye sahipken yeni yapılan ilave ile bu sayı 4000 kişiye çıkarılmıştır.



Saint Louis denilince ilk akla gelen ve turistler niçin önemli duraklardan biri de buharla çalışan 20 tonluk vinç olup 1954 yılına kadar hizmet vermiş, özellikleri nedeniyle günümüze ulaşabilen ender örneklerden birini oluşturmaktadır.


Önemli etkinliklerden bir de fotoğraf müzesi olup 2017 yılında açılmıştır. Senegal’in dünyaca tanınmış sanatçılarını tanıtmak yanı sıra farklı sanatçılara ve farklı çalışmalara da yer verilmektedir. Ayrıca Afrika kültürüne ait eşyalar da sergilenmektedir.





San Louis her yıl Mayıs ayında yapılan caz festivali ile canlanmakta ve öne çıkmaktadır. Afrika, Avrupa ve yerel kültürlerin iç içe geçtiği adeta canlı bir tarih sahnesi olan kentte, zamanın gerçekten yavaşlayabildiğini ve hayatın aceleye gelmediğini anlıyorsunuz.








