LAS VEGAS – NEVADA ( GEZGİN YÜZLER )
LAS VEGAS;

Amerika’nın Nevada eyaletindeki Mojave Çölü, ülkenin en kurak ama en etkileyici coğrafyalarından biri. Burada kurulan Las Vegas ise adeta bu çölün ortasında, etrafa parlak ışıklarını saçan, hayal gücünün ve eğlencenin dev bir sahnesi gibi. Öyle bir sahne ki; dünyanın en fazla turist çeken, 24 saat yaşayan ve Nevada’nın en büyük şehri aynı zamanda.
Los Angelas’tan başlayıp Las Vegas’a uzanan yaklaşık 430 Km. lik yol, şehirden uzaklaştıkça yavaş yavaş değişmeye başladı. Kalabalık otoyollarının ve şehir görüntülerinin yerini geniş çöl ovaları ve kızıla çalan kayalıklar ile sanki sonsuza uzanan ufuk çizgisi aldı. Bu bölge aslında Amerika’nın en kurak ama etkileyici coğrafyalarından Mojave çölünün bir parçası. Tamamen endemik Joshua ağaçları ve çok güzel değişik kaktüsler de bu yolun güzel sürprizleri arasında.
Las Vegas’ın 16 Km. kadar güneyinde bir miktar yoldan sapılarak ulaşılan “Seven Magic Mountains” çölün ortasında ve aniden karşınıza çıkan renk patlaması gibi şaşırtıcı bir sanat eseri. Aynı zamanda biraz sonra ulaşacağınız şehri de fısıldar gibi.

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone tarafından tasarlanan eserde parlak pembe, sarı, turuncu ve mavi renklere boyanmış dev kayalar üst üste yerleştirilmek suretiyle rengarenk yedi adet taş kuleleri oluşturulmuş. Çölün tekdüze dünyası içinde güçlü bir kontrast oluşturan eser, insan ile doğa arasındaki dengeyi yansıtmak amacıyla Nevada Sanat Müzesinin desteği ile 2016 yılında inşa edilmiş. Medidatif kaya dengeleme sanatını da çağrıştıran bu kulelerin olduğu alana giriş ücretsiz olup her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlamakta.

Dümdüz uzanan bu çöl yolunda, ilginç olan şehri uzaktan yavaş yavaş görmeye başlamıyorsunuz birden karşınıza çıkıyor. Çünkü şehir, Valley adı verilen çöl vadisinin içine kurulmuş. Bizim şehre varışımız gündüz saatlerine denk geldiği için bilemiyoruz ama deneyimleyenler, akşam saatlerinde şehir ile ilk karşılaşmanın çok etkileyici olduğunu anlatıyorlar.



Aslında burası geçmişte çölün ortasında ufacık bir mola noktası olarak kullanılmış. Hoover Barajının inşa edilmesi, demir yolunun buradan geçirilmesi gibi faktörler buraya ekonomik canlılık kazandırmış. 1931 yılında kumarın yasal hale getirilmesi ve Mafyanın katkılarıyla da bölgenin kaderi tamamen değişmiş. (Ayrıntılarına daha sonra Las Vegas Old Town yazısında değineceğim)


Strip, 6-7 Km. uzunluğunda Las Vegas’ın en ünlü bulvarıdır ama bu kısa mesafede adeta dünyanın farklı şehirlerini çarpıcı şekilde sizlere sunar. Burada farklı temalarla inşa edilen pek çok otel-kumarhane bulunmaktadır. Kısa bir yürüyüş sırasında antik Mısır’dan Roma, Paris, New York gibi pek çok tema ile karşılaşır adeta bir dünya turu yaparsınız. Şehir, 150.000’den fazla otel odasına sahiptir. En dikkat çekenleri, özellikleri ve görüntüleri ile sizlere aktarmaya çalışacağım.


Onlara geçmeden buraya ait önemli bir bilgi paylaşmak isterim. Son derece lüks kumarhanelerde saat bulunmaz. Bunun nedeni de insanların zaman algısını kaybetmelerini sağlamaktır. Aynı zamanda kumarhanelerin pencereleri de bulunmamaktadır ve gün ışığı içeriye girmez. Bu tasarım sayesinde de ziyaretçiler, içerde ne kadar vakit geçirdiklerini fark etmezler. Birçok kişi kısa süre kaldığını düşünürken, saatlerin nasıl geçtiğini anlamazlar.
EXCALİBUR;

Rengarenk kuleleriyle adeta bir Orta çağ şatosu hissi uyandıran otel-kumarhane, bizim de kalmak için tercihimizdi. Adını Kral Arthur’un efsanevi kılıcı Excalibur’dan almıştır. 1990 yılında açılan 28 katlı otel birkaç yıl dünyanın en büyük oteli unvanını taşımıştır. Kılıç ve mızrak dövüşlerini konu alan gösterilere de ev sahipliği yapmaktadır.


NEW YORK – NEW YORK;
Adeta şehir içinde şehir hissi veren otel, New York şehrinin siluetini yansıtan önemli binaları ile bunları tamamlayan Brooklyn Köprüsü ve Özgürlük Heykeli gibi anıtları sayesinde dikkat çekicidir. Ayrıca otel kulesinin etrafında dolanan Roller Coaster, saatte 96 Km. hız yapabilen eğlence aracıdır. Yakınından geçerken çığlık atan insanları duymamanız mümkün değil.



BELLAGİO;
İtalya’nın Bellagio bölgesindeki Como Gölünden esinlenerek inşa edilen oteli buraya gelen bütün turistler çok iyi bilmektedirler çünkü otel ile Strip arasında kalan 3.2 hektarlık alan yapay göl olarak inşa edilmiş ve belli periyotlarla burada müzik eşliğinde su gösterileri düzenlenmektedir. Ayrıca otelin lobisinde yer alan ve el işçiliği cam çiçekler de çok dikkat çekicidir.




CAESARS PALACE;
Antik Roma İmparatorluğunun ihtişamını yansıtmak amacıyla inşa edilen otel; heykelleri, sütunları, devasa yapıları ile bunu gerçekleştirmeyi başarmış. Pek çok etkinliğe ev sahipliği yapan otel aynı zamanda Frank Sinatra, Tina Turner, Celine Dion, Elton John, Sting gibi yüzlerce ünlü sanatçı sahne almıştır. Gösterilerin yapıldığı Colesseum, 4296 kişilik kapasiteye sahiptir.







PARİS LAS VEGAS;
Eyfel Kulesinin yarı ölçekli kopyası ile dikkatleri üzerine çeken ve turistlerin cazibe noktası olan otel aynı zamanda; Louvre Müzesi, Zafer Takı, Orsay Müzesi ve Opera Binası gibi önemli yapıların kopyalarını da barındırmaktadır.







LUXOR;
Antik Mısır’dan ilham alınarak yapılan otel, dev bir piramit şeklindedir. Geceleri, 30 katlı ve 110 metre yüksekliğindeki piramidin tepesinden gökyüzüne doğru çıkan ve “Luxor Sky Beam” olarak bilinen ışık, uzak mesafelerden de görülebilmektedir. Piramidin yapısına uygun olarak içerdeki asansörler, eğimli yapıdadır. Ayrıca otelin önünde Sfenks ve Dikilitaş da bulunmaktadır.
Çölün ortasında yaratılan bu masalda daha pek çok farklı oteller, hikayeler bulunmakta. Buraya gelen her ziyaretçi de kendi hikayesinin küçük ama unutulmaz bir bölümünü yazar.











