LAS VEGAS OLD TOWN
LAS VEGAS OLD TOWN;

Bir önceki yazıda değindiğim gibi bugün dev otelleri ve kumarhaneleriyle tanınan Las Vegas aslında bir zamanlar küçük bir çöl kasabasıydı. 1905 yılında demiryolunun buradan geçirilmesi ile yerleşim başlamış ancak şehir uzun süre küçük kalmıştır.
1920’ler, 1930’lar… Las Vegas büyümeye başlıyor. Özellikle de 30’lu yıllarda Hoover Barajı’nın inşası ile bölge iyice hareketlenir ve yerleşim hızlanır. Ancak 1931 yılında Nevada Eyaletinde kumarın yasal hale gelmesiyle olayın seyri tamamen değişti. Bu alınan karar sonrası bölge yatırımcıların ve maceracıların ilgisini çekti. Ama bunun yanı sıra doğal olarak organize suç dünyasının, Mafyanın da odağına girdi.



Las Vegas’ın gelişimine en çok katkıları olanlardan biri Benjamin “Bugsy” Siegel dir. Buranın küçük bir kumarhane kasabasından büyük bir eğlence merkezine dönüşmesinin hayalini kuran ve temelllerini atan kişidir.
Bu hayalin en önemli adımlarından biri de 1946 yılında Flamingo Otelinin açılması ile atılmıştır. O dönem için son derece lüks olan bu otelde; büyük bir kumarhane, otel odaları, havuzlar ve eğlence alanları bulunuyordu. Bugün Strip’te gördüğümüz büyük temalı otellerin fikri bu proje ile başlamış oldu.



Las Vegas!ın fikir babalarından Bugsy Siegel, maalesef 1947 yılında Beverly Hills’teki evinde öldürüldü. Mafya ile ilgili olduğu düşünülen cinayet, hiçbir zaman resmen çözülmedi. Siegel yaşamını yitirdi ama hayali büyüyerek devam etti ve Las Vegas dünyanın en ünlü eğlence şehirlerinden biri haline geldi.


Şehrin kalbi o zamanlar Fremont Caddesinde atmaktaydı. Burası ilk kumarhanelerin ve otellerin açıldığı, şehrin doğduğu ünlü caddedir. Golden Gate hotel, Golden Nugget, Binion’s Horseshoe gibi otel – kumarhanelerin yaşama başlamalarıyla şehir neon ışıklarıyla da tanışmış ve “Glştter Gulch” (Parlayan Vadi) olarak anılmaya başlanmıştır.
Fremont Street, sadece bu hayalin başlangıç noktası olmayıp sanki Strip gibi kusursuz değil; daha ham, gürültülü, canlı ve daha gerçek. Turistler, canlı müzik yapanlar, sokak sanatçıları hepsi iç içe. Eski neon tabelalar ve klasik kumarhaneler hala ayakta.



Burayı çarpıcı kılan özelliklerden biri; Fremont Street üstündeki dev ekran.” Viva Vision” adı verilen bu LED kubbe, yaklaşık 450 metre uzunluğunda. Başınızın üzerinde ışıklar, müzik ve animasyonlar akıyor. Yine bu ekranın altından yani tepenizden zipline ile uçabilen insanları görüyorsunuz. SlotZilla ile bu sokağın keyfini çıkarmak isteyenler oldukça fazla.



Old Town dan sonra mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir rota da şehrin yaratıcı mahallesi Art District olmalı. Burası çok daha yerel ve bohem bir karaktere sahip. Eski depolar ve endüstriyel




binalar zamanla sanat galerilerine, vintage mağazalara ve kafelere dönüştürülmüş. Renkli muraller ile de adeta açık hava galerisi görünümüne bürünmüş. Tüm bu yapılar mahalleye sıcak bir atmosfer katmış.







