SAN FRANCİSCO’NUN EN’LERİ – EMEL FIRATLI
SAN FRANCİSCO’NUN EN’LERİ – EMEL FIRATLI
Sislerin, yokuşların ve özgürlüğün şehri

Bazı şehirler güzeldir. San Francisco ise karakter sahibidir. Hani ilk gördüğünüzde sizi içine çeken, sarıp sarmalayan ve “ben burada yaşayabilirim” dedirten yerler vardır ya işte Pasifik’in kıyısında kurulmuş bu güzel şehir, tanıştığım ilk andan başlayarak benim için öyle oldu. Bazen Amerika’nın çılgın özgürlüğünü, bazen eski bir film sahnesini hatırlatan yüzü, bazen de göz ardı edilmek istenen yaşamlarıyla ve pek çok güzelliği sergileyen en’leri ile San Francisco benim sevdiğim şehirler listesine girmeye hak kazandı.



1848’de başlayan Altına hücum ile hızla büyüyen şehir, 1906 yılında gerçekleşen 7,9 büyüklüğündeki deprem ile sadece birkaç dakika içinde yerle bir olup neredeyse şehrin büyük bölümü harabeye çevrildi. Ama asıl yıkım depremden sonra başladı. Kırılan gaz hatları, kontrol altına alınamayan alevler ve itfaiyenin su hatlarının zarar görmesi nedeniyle yangın söndürülemedi ve şehrin %80 i yok oldu ama şehir yeniden inşa edildi.
Gelelim şimdi bu güzel şehrin EN’lerine;
YERÇEKİMİNE MEYDAN OKUYAN EN DİK YOKUŞLAR;
San Francisco’nun en dikkat çeken özelliklerinden biri, yollarının inanılmaz dik oluşu. Nedeni de şehrin, 40’dan fazla tepe üzerine kurulmuş olması. İlginç olan da şehir kurulurken mühendislerin araziye uyum sağlamak gibi bir telaşı olmamış ve masa başında planlanan ızgara sistemini şehre aynen uygulamışlar. Bu dik yokuşlar da şehrin karakterini oluşturmuş.



- yüzyılda atlı tramvaylar bu eğimlerde kayıyor ve kazalar yaşanıyormuş. San Francisco’nun dik yokuşlarına öyle güzel ve zekice bir çözüm bulunmuş ki; yerin altından geçen hareketli çelik halatlara tutunarak çalışan, %30’u bulan eğimleri bile kolayca tırmanan tramvaylar sayesinde, yolları değiştirmeye gerek kalmamış. “Cable Car” olarak adlandırılan bu nostaljik tramvaylar faal olarak kullanılmakta ve turistlerin ilgi odağında kalmaya devam etmektedir.

Şehrin bazı sokakları öylesine dardır ki, araç trafiğine tamamen kapatılmıştır. San Francisco’nun en dik caddeleri unvanlarını Filbert Street ile 22nd Street paylaşmaktadır. On metrelik çok kısa bir bölümü %41 eğime sahip Bradford Street, aslında şehrin ve dünyanın en dik sürüş noktalarından biridir. Diğerleri kadar olmasa da yol boyunca uzanan devasa palmiyeleri ve tam karşısındaki şehir silueti ile körfez manzarası sayesinde turistler için çekim noktası olan Dolores Street’i paylaşmak isterim.
Turistlerin vaz geçilmez etkinliklerinden yolları daha dik ve evleri, insanları eğimli gösterme çekimlerini tabii ki biz de uyguladık.
EN KIVRIMLI SOKAK- LOMBART STREET;
San Francisco’nun meşhur yokuşlarını güvenle kullanabilmek için bulunan çarelerden biri de zigzaglar çizmek olmuş. İşte Lombart Street de bunlardan biri. Rus Tepesi’nde yer alan ve %27’ lik bir eğime sahip bu yolun rahat katedilmesini sağlamak için sekiz keskin viraja sahip, dünyanın en ikonik sokağı haline getirmişler.


Sokağı süsleyen her evin cephesinin güzelliği, çiçeklerle çok güzel dizayn edilmiş bahçeleriyle inanın sanki bir açık hava müzesi gibi. Bu kıvrımlı sokağı araba ile kat etmek ne kadar zevkli ise kenarındaki merdivenlerden yürüyerek keşfetmek de bir o kadar keyifli.
VİCTORİA DÖNEMİNDEN KALMA ŞEHRİN EN FOTOJENİK EVLERİ;
Onlara boşuna “Boyalı Hanımlar – Painted Ladies” dememişler. San Francisco’nun renkli Victoria evleri, şehrin en önemli sembollerinden biri. Bunların çoğu 19. Yüzyılın sonlarında Altına hücum dönemindeki ekonomik patlama sırasında ve deprem riski gözetilerek ahşaptan yapılmış. 1906 yılındaki büyük deprem ve yangında şehrin büyük bir kısmı yok olsa da onlar bu badireleri atlatarak ayakta kalmayı başardılar ve şehrin hafızası oldular.


Alamo Meydanında bulunan evlerin tam karşısında da Alamo Parkı bulunmaktadır. Bu evler, ülkemizde de çok popüler olan, 80’lerin sonu ile 90’ların başına damgasını vuran “Bizim ev – Full House” dizisinin jeneriğinde geçiyordu.
SAN FRANCİSCO’NUN EN RENKLİ MAHALLELERİ;
Bu başlık altında hem mecazi anlamda hem de gerçek anlamda akla gelen iki ikonik mahalle var. Bunlardan ilki, her yerde dalgalanan Gökkuşağı bayrakları ve rengarenk atmosferiyle ünlü LGBTQ + hareketinin sembolü olan The Castro, Victorya dönemi evleriyle süslü farklı bir yerleşim. Aslında işçi sınıfının yaşadığı sakin bir yer iken 1970’li yıllarda bir kırılma yaşamıştır. Belediye meclis üyesi Harvey Milk’in öncülüğünde bu mahalle, hak arama ve özgürlük üssüne dönüşmüş ve hareketin önemli bir kalesi haline gelmiştir.





Mahallenin en önemli sembollerinden biri de 1922 yılı yapımı Castro Tiyatrosu olup Barok cephesiyle gerçekten çok dikkat çekicidir. Her yıl düzenlenen “Castro Street Fair” festivaline ve Cadılar Bayramı etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır.
BATI DÜNYASINDAKİ EN ESKİ VE EN BÜYÜK ÇİN MAHALLESİ;
San Francisco Chinatown, 1848 yılında “Altına Hücum” döneminde kurulmuştur. Asya dışındaki en eski ve en büyük Çin Mahallesidir. Şehrin tam kalbinde, Portsmouth Meydanı çevresinde çadırlar ve kerpiç kulübelerle başlayan mahalle, günümüzde devasa bir kültürel simge haline gelmiştir.





ŞEHRİN EN AVRUPAİ MAHALLESİ-NORD BEACH;
San Francisco’nun kuzeydoğusunda Çin Mahallesi ile Fisherman’s Wharf arasında yer alan Nord Beach, şehrin en sıcak mahallelerinden biridir. Arkasında yükselen Coit tower ile bu bölge; şehir, kültür ve denizin kesiştiği özel bir noktadır. 19. Yy. sonlarında İtalya’nın kuzeyinden gelen göçmenlerin yerleştiği, aile bağlarının güçlü olduğu ve nesilden nesile aktarılan işletmeleri ile dikkat çekmektedir. Sokaklara taşan masalar, kafeler ve restoranlar ile turistler açısından çekim noktasıdır.




Bu arada Nord Beach mahallesinde yer alan tarihi ve ikonik bir bar olan Vesuvio Cafe’yi de paylaşmak isterim. 1950 li yıllarda şair ve yazarların uğrak yeri olan kafenin hemen yanında da tarihi City Lights Kitabevi bulunmaktadır. İkisi arasındaki sokak da ünlü yazar Jack Kerouac’ın adıyla anılmaktadır. Bu sokakta çok güzel duvar resimleri de yer almaktadır. En bilineni de Zapatista hareketine ithafen yapılmış olanıdır.


ŞEHRİN EN ÇOK ZİYARET EDİLEN BÖLGESİ- FİSHERMAN’S WHARF;
Şehrin denizle kurduğu güçlü bağın en belirgin hissedildiği ve en çok ziyaret edilen yeridir Fisherman’s Wharf. Pier 39, Ghirardelli Square, sahil yürüyüş yolları ve dönme dolap bu bölgenin önemli parçalarıdır. Özellikle ekmek içinde servis edilen clam chowder çorbası, deniz ürünleri restoranları ile yeme içme kültürünün öne çıktığı bir yerdir.




ŞEHRİN EN GİZEMLİ ATMOSFERİ;
Her ne kadar ben görmemiş olsam da San Francisco’nun sisleri, tüm dünyada bilinir ve şehrin karakterinin bir parçası gibidir. Yerel halk tarafından “Karl” olarak adlandırılan sis, şehrin coğrafi konumunun ve okyanus akıntılarının bir araya gelmesiyle oluşan doğal bir sistemdir.
Şehrin hemen kıyısından, Kuzey kutbundan güneye doğru inen bir soğuk su akıntısı mevcuttur. Yaz aylarında bile Pasifik Okyanusu’nun sıcaklığı bu bölgede oldukça düşüktür. Ancak buna karşın yaz aylarında Kaliforniya’nın iç kısımları çok ısınır. Bunların sonucu; bir tarafta düşük diğer tarafta yüksek basınç oluşur. Özellikle de yazın sıcak hava ile soğuk havanın çarpışması sonucu hem sis hem de serin şehir bazen tamamen gri bir örtünün altına girer.
ŞEHRİN EN ÇARPICI – GÖRMEZDEN GELİNE YÜZÜ- TENDERLOİN;
Burası şehrin turistik kartpostallarında yer almayan, ışıklı vitrinlerin ve düzenli sokakların dışında kalan bir bölge. İlk adımda hissediyorsunuz zaten… Hava değişiyor, sokaklar daha gürültülü ama bir o kadar da ağır. Etrafta yürüyen insanlar, duvar diplerinde bekleyenler, bir yerlere yetişmeye çalışanlar…. Ama aynı zamanda hayattan kopmuş gibi görünenler. San Francisco’nun etkileyici yerlerinden sonra böyle bir yüzünün de olması insanı şaşırtıyor.
Bir yanda teknoloji devleri, lüks semtler, muhteşem manzaralar…… diğer yanda ise göz ardı edilmek istenen bir yaşam. Tenderloin tam olarak bu çelişkinin ortasında duruyor. İnsanın, gördükleri karşısında içi acıyor, sıkılıyor. Ama bu şehri anlamak için hem güzelliklerini, ışığını hem de gölgelerini görmek gerek.


San Francisco’nun daha pek çok en’leri var. Şehrin en ürkütücü yeri; Alcatraz, En güzel manzaralı köprü; Golden Gate, En “San Francisco” hissi veren yer; Dolores Park…………gibi.





