DÜNYANIN KRALİÇESİ MERV – TÜRKMENİSTAN
DÜNYANIN KRALİÇESİ MERV;

Bir zamanlar tarihi İpek Yolunun en önemli ve parlayan yıldızı olan hatta “Dünyanın Kraliçesi” olarak anılan Merv, hak ettiği üzere UNESCO Dünya Mirası listesinde yer almaktadır. Karakum Çölündeki vaha şehir, geçmişinde Marguş Medeniyetinden başlayarak Perslerden Büyük İskender’e, Sasani İmparatorluğundan Selçuklulara ve Harzemşahlara kadar pek çok farklı medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Özellikle de 9. Yüzyılda Abbasi Devletine, 10. Yüzyılda da Büyük Selçuklu Devletine başkentlik yapmıştır.



Geniş bir alana yayılan bölgede, nehir yatağının değişmesi sonucu oluşan beş ayrı şehir bulunmaktadır. 1200 lü yıllarda Moğol istilaları sonucu büyük bir kısmı yıkılsa da halen ayakta kalmayı başaran yapılar, gezenleri etkilemeye devam etmektedir. Farklı dönemlere ait kale kalıntıları, dini ve dünyevi yapılar içeren alan 1999 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine girmiştir. Bunların hepsini değil ama önemlilerinden bazılarının tanıtımını yapalım;
BÜYÜK VE KÜÇÜK KIZ GALA;


VI-VII. yüzyıllara denk gelen bu yapılardan özellikle Büyük Kız Kale; yüksek bir platform üzerine inşa edilmiş girintili çıkıntılı sütunlardan oluşan yapısı ile dikkati çekmektedir. Bu stil Orta Asyada ender görülmektedir. Her ikisi de pişmemiş tuğladan inşa edilmişlerdir. Bu yapı kaleyi kışın sıcak, yazın serin tutmakta ve böylece kale aynı zamanda ambar olarak da kullanılabilmektedir. Günlük yaşamda olduğu gibi kuşatma dönemlerinde de bu durum çok işe yaramaktadır.



Yapı olarak Büyük Kız Kale, iki katlı olarak yapılmıştır. Birinci katta merdiven ile inilen beş oda bulunmaktadır. İkinci katın büyük bir kısmı artık olmasa da yine beş oda olduğu izlenimi vermektedir. Bu kale içindeki arkeolojik çalışmalar sırasında ele geçenlerden burasının önemli bir yer olduğu ve hükümdar ve yöneticiler için ikametgâh olduğu ve uzun dönemler kullanıldığını göstermektedir.



İç mekânda ortasında kuyu olan bir avlu ve etrafında odalar bulunmaktadır.

Bu kale, rengi ve yapısıyla özellikle de gün ışığının farklı saatlerdeki yansımalarıyla fotoğraf severler için müthiş sahneler sağlamakta özellikle de gün batımında rengi kızıl-turuncuya dönerek muhteşem fotoğraflar sunmaktadır.
Küçük Kız Kale, diğerinin yüz metre güneyinde yer almaktadır ve çok hasarlı bir şekilde günümüze ulaşmıştır.
ERK GALA;

Bölgedeki en eski kale kalıntılarından biri olup (M.Ö VI ) aslında çok geniş bir alana yayılmaktadır ve Marguş Medeniyetine dayanmaktadır. Burada yapılan arkeolojik çalışmalar, burada kale ve etrafında yerleşim bölgesinin olduğunu ve yüksek duvarlarla çevrili olduğunu göstermektedir.

ASKHAB TÜRBELERİ;
Hz. Muhammed’in ilk sahabelerinden Ebu Zer el -Gifari ve Ebu Buraide el-Aslami adına yapılan türbeler, aslında ilk olarak Selçuklular döneminde inşa edilmiş ancak 13. Yy. da Moğol istilası sırasında yıkılmıştır. Timurlular döneminde ise yeniden inşa edilmiştir. ( 15 veya 16. Yy)



Mimari tarzı etkileyici olup öndeki türbelerin arkasında duran birbirine bitişik duran eyvanlar onlara çok ayrı bir hava katmaktadır. Eski yıllardan (1890) kalan fotoğraflardan kobalt mavisi, turkuaz ve açık kahverenginin ağırlıkta olduğu çok güzel çini işçiliği sergilediği görülmektedir. Ancak bu çinilerin çok azı günümüze ulaşmış olup restorasyon çalışmalarıyla bir kısmı geri kazandırılmıştır.


GYAUR KALA;

Fraklı dinlerin ve kültürlerin aynı surlar içinde yaşadığı bir dönemin sessiz tanığı olan ve “Kafirlerin Kalesi” anlamına gelen, M.Ö IV. Yy.’a tarihlenen kaleye bu ismi, VIII. Yy da buraya gelen Arap istilacılar vermiştir. Sasaniler döneminden kalan ve geniş bir şehir kompleksine sahip olan kale, İpek yoluna yakınlığı nedeniyle uzun dönemler ayakta kalmış ve tarihe şahitlik etmiştir. Ancak günümüze iki katlı saray ile Budist ve Hristiyan manastırlarının kalıntıları ulaşabilmiştir.



Budist Manastırı ( Nohur-depe) ilginç bir şekilde Merv’deki Budist varlığını göstermektedir. Hristiyan Kilise kalıntıları ise; buranın çok kültürlü bir yerleşim olduğunun kanıtıdır.
HOCA YUSUF HAMADANİ KÜLLİYESİ;



Din alimi ve “Hocaların hocası” lakaplı Yusuf Hamadani, 1048 yılında İran’ın Hamadani kentinde dünyaya gelmiştir. Hoca Ahmet Yesevi ve Abdülkadir Geylani gibi pek çok alimin hocası olup Selçukluların büyük



sultanı Sencer döneminde Türkmenistan’da kurduğu tekkesinde hizmet vermiştir. Bu külliyede aşevleri, sohbet meclisleri ve dört minareli ve Selçuklu mimarisine uygun yapılan Cami bulunmaktadır.



SULTAN SENCER TÜRBESİ;

Büyük Selçuklu Sultanı Ahmet Sencer’in türbesi, bizzat kendisi tarafından ve zamanın en iyi mimarı Muhammed İbn Atsız As – Sarahsi tarafından inşa ettirilmiştir. Sultan Sencer Türbesi, bir günlük mesafeden görünecek şekilde mavi renkte kubbeye sahipmiş. Çift kubbeli yapı, kare planlı olup 5 metre




kalınlığında duvarlara sahiptir. Bütün yüksekliği 38 metre olup sağlamlığı nedeniyle Moğol istilası sırasında, ufak hasarlar dışında sağlam ayakta kalabilmiştir.
Unesco Dünya Miras Listesinde olan yapı, Tika tarafından 2002-2004 döneminde restore edilmiştir.
MUHAMMED İBN ZEYD TÜRBESİ;



Tamamen tuğladan inşa edilen türbe, kare planlı ve tek kubbelidir. 1112-1113 tarihlerinde yapılmış olup Arap halifelerine karşı isyana liderlik yapan fakat daha sonra idam edilen Muhammed bin Zeyd adına yapılmıştır.








