HUZURUN VE KEYFİN ŞEHRİ MALAGA – GEZGİN YÜZLER
MALAGA;
Tarihin, doğanın, sanatın zenginleştirdiği, güneşin ve denizin şehri Malaga, 4-5 günlük bir kaçamak için size umduğunuzdan çok daha fazlasını sunacaktır. Endülüs’ün, Costa del Sol olarak adlandırılan bölümünün en önemli şehirlerinden biridir.

Güney İspanya’da Akdeniz kıyısındaki kent, bilhassa tarihi bölümünde Endülüs’ün izlerini takip edebileceğiniz, yaşanmışlığı hissedeceğiniz renkli sokakları ile adeta sizi içine çekecektir. Özellikle akşama doğru koyulaşan sohbetleri ve şen kahkahaları ile yerel halk size kendinizi çok iyi hissettirecek. Tabii bu şehrin yetiştirdiği önemli değerlerden biri olan Picasso’nun izini sürmek, sanata meraklı olmasanız bile sizi heyecanlandırmaya yetecektir.

Tarihi kentin dışında kalan kısımlar da yeşilliği, temizliği ve düzeni ile inanın tam not almayı başaracaktır. Yazın çok sıcak ve nemli olduğundan, şehri keşfetmek ve rahat dolaşmak için en ideal zaman, ilk ve son bahar dönemidir. Malaga Costa Del Sol Hava Limanı, şehir merkezine 20 dakika uzaklıkta olup pek çok Avrupa kentinden buraya direk uçuş bulunmaktadır.

Şehri daha iyi anlayabilmek ve panoramik olarak tepeden gözlemleyebilmek için, geziye Gibralfaro Kalesi ve Alcazaba ile başlamak çok daha isabetli olacaktır. Zaten bilet gişesinden her ikisi için veya sadece Alcazaba bileti alabilmektesiniz.


Malaga şehrinin bayrağında yer alan ve kentin ana kalesi olan Gibralfaro’nun geçmişi 10. Yy. a dayanmaktadır. Şehrin korunması amacıyla yapılmış kaleye, yürüyerek çıkmayı göze alabiliyorsanız muhteşem manzara ve tarihin içindeymişsiniz hissini veren yürüyüş, sizi yoracak ama bir o kadar da mutlu edecektir. Mutlaka görmek istiyorsanız, turist otobüsünü de tercih edebilirsiniz.


Geçmişi Fenikelilere kadar uzanan kale, Müslümanlar döneminde Alcazaba Sarayını ve limanı korumak amacıyla yeniden inşa edilmiştir. Bir kilometrelik surlarla çevrili olan kalede, 8 burç ve gözetleme kuleleri bulunmaktadır. İçinde ufak bir müze de bulunan Gibralfaro ile korunması için inşa edildiği Alcazaba arasında, günümüzde açık olmayan ve “La Coracha” olarak adlandırılan bir geçit bulunmaktadır. Her iki yapı arasında askeri amaçla bağlantıyı sağlamıştır.


Granada’daki Elhamra Sarayının erken örneği olarak kabul edilen ve kaleden daha aşağıda konumlanan Alcazaba’nın anlamı, Arapça kökenli olup, İç kale demektir. Hammudi Hanedanı döneminde yöneticilerin yaşam alanı/ saray olarak inşa edilmiştir. Bu nedenle savunmayı güçlendirmek amacıyla iki katmanlı surlara sahiptir. Taş duvarları, küçük avluları, daracık sokakları, mozaikleri ve rengarenk çiçekleriyle, ağaçlarıyla sizi geçmişe götürmeyi başaracaktır.


Alcazaba girişinde bilet gişesinin yanında Roma tiyatrosu konumlanmaktadır ve İspanya’daki en eski Roma yapılarından birisidir. M.Ö 1.Yy. a tarihlenen tiyatro, 1200 kişilik kapasiteye sahiptir. Alcazaba’nın inşası sırasında tiyatronun bir kısım taşları da kullanılmıştır. Giriş için ücret ödenmemekte, açık hava müzesi olarak hizmet vermektedir.



Roma tiyatrosunun olduğu alana bakan “El Pimpi” adını Endülüs’ün eski popüler bir karakterinden almaktadır ve geçmişinde ahır, manastır olarak kullanılsa da günümüzde bar ve restoran olarak hizmet vermektedir. Ana girişi bu alana bakmaktadır fakat biz farklı bir sokaktan, daracık bir kapıdan meraklanarak girdiğimizde bu barın ard arda açılan ve çok farklı dizayn edilmiş avlularına ulaştığımız ve çok beğendiğimiz için paylaşmak istedik. Şehir size sürekli böyle sürprizler yapmayı seviyor, paylaştığımız birkaç örnek gibi.


Malaga Katedrali, bir sonraki durağınız olmalı. Rönesans, Barok ve geç Gotik mimari tarzlarını yansıtan Katedral, 2. Kulesi tamamlanmadığı için “Tek kollu kadın” anlamına gelen “La Manquita” olarak adlandırılmaktadır. Tamamlanmış Kuzey Kulesi 84 metre yüksekliğindedir. Dış cephesi, heykeller ve oyma taş süslemeleri ile çok dikkat




çekicidir. Girişi için bilet almanız gereken Katedral, aynı zamanda yerel halkın düğün ve kültürel etkinlikler için tercihi olmaktadır. Giriş kısmı, Plaza del Obispo meydanına bakmaktadır ve Katedralin dış kısmı, içinden çok daha fazla etkileyicidir.


Bu meydanın dikkat çeken yapılarından biri de Episkoposluk Sarayıdır ve Katedralin tam karşısında yer alır. Pembe, sarı ve beyaz renklerin hâkim olduğu cephesi Barok tarzı yansıtmakta ve 18. Yy a tarihlenmektedir. Ana kapı ve avlu ise Endülüs tarzını yansıtmaktadır. Burada sabit ve geçici sergiler yer almaktadır. Bir kısmı da müze olarak hizmet vermektedir. Kafe ve restoranların olduğu meydanı güzelleştiren bir başka unsur ise çeşmesidir.

Katedralin hemen yanında konumlanan ve özellikle kapısı ile dikkat çeken İglesia del Sagrario, Gotik tarzdadır

Malaga Limanı ve şehrin sahil kenarı, keyifli yürüyüş alanları ve restoranları ile hoş vakit geçirmenizi sağlayacaktır. Bizim gibi “Hard Rock Cafe” sevenlerdenseniz burası soluklanmak ve yemek için güzel bir nokta olacaktır. Yine


kıyıda görmeniz gereken “Centre Pompidou Malaga” kübik yapısı ve canlı renkleri ile dikkatinizi çekecektir. Burası bir kültür merkezi olup farklı sergi ve çalışmalara ev sahipliği yapmaktadır. Fransa’daki Pompidou Merkezinin, Fransa dışında açtığı ilk kültür merkezidir.

“Mercado de Atarazans” Malaga’nın merkez pazarı olup içinde her türlü deniz ürünleri, sebze-meyva, şarküteri çeşitlerini görebileceğiniz, satın alabileceğiniz rengarenk bir yer. Ayrıca bu taze ürünleri tadabileceğiniz restoran, bar



ve kafeler de etrafta mevcut. Daha önce burada tersane bulunmakta imiş. Günümüze bu tersaneden sadece ana cephesinin kemeri ulaşabilmiş ki bunu mutlaka görmeli ve fotoğraflamalısınız. Bu arada hemen belirtmemiz gerekiyor ki, burası saat 15.00 e kadar hizmet vermektedir.



Liman bölgesi yakınında konumlanan Botanik Bahçesi, 50 binden fazla tropikal ve subtropikal bitkiye ev sahipliği yapmaktadır. Kuş sesleri ve envaı çeşit çiçek, ağaç arasında yorgunluğunuzu atmanız ve kısa bir mola vermeniz için harika bir adres. Bahçe, pek çok heykel ile süslenerek görselliği çok daha fazla zenginleştirilmiş.

Limanda yer alan “La Forola” Costa del Sol’un simgelerinden biri olan fenerdir.



Şehri gezerken sizi etkileyecek güzel meydanlardan biri de “Plaza de la Constitucion” olup tarihi bölümün merkezinde yer alır. Pek çok isim değiştirse de bugünkü adı İspanyol Anayasasından gelmektedir. Hatta anayasa ilan edildiği gün basılan İspanyol gazetelerinin örnekleri meydanda zemine yerleştirilmiş. Fotoğraf çeken turistlere dikkat ederseniz meydanın neresinde olduğunu anlayabilirsiniz.


Meydanı süsleyen önemli binalar, farklı mimari stilleri ile öne çıkmaktadır. Neoklasik tarzdaki Palacio Salins, Barok stilindeki sanat galerisi Casa del Consul ve modernist Casa Guerrero gibi ancak Rönesans tarzını yansıtan mermer Cenova Çeşmesi, bu güzelliği tamamlamaktadır.
Plaza de la Merced, Picasso açısından önem arz etmektedir. Meşhur sanatçıyı başka bir yazıyla anmak istediğimizden burayı sonraya bırakalım.

Malaga, müzeler açısından çok zengin bir kent. Neredeyse girdiğiniz her sokakta bir müzeye rast geliyorsunuz. Başka bir yazıya bırakacağımız Picasso Müzesi ile Carmen Thyssen ve Malaga Müzesi, mutlaka görülecekler arasında olmalıdır. Malaga Müzesi hem arkeolojik eserler hem de güzel sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yaptığından gezilmesi zevkli ve doyurucu bir nokta olacaktır.


San Juan Kilisesi, 18. Yy.da çok kullanılan ve duvar kâğıdı gibi duran cephesi ve daracık sokakların arasından aniden görünerek sizi şaşırtan kulesiyle mutlaka görülmeyi hak etmektedir. Ayrıca Iglesia de los Santos Martires ve Iglesia del Sagrado Corazan görülmesi gereken diğer kiliseler arasında yer almaktadır.

Iglesia de los Santos Martires


Iglesia del Sagrado Corazan





