KÖKLERİN İZİNDE; GAMBİYA DA KUNTA KİNTE ADASI
KÖKLERİN İZİNDE; GAMBİYADA KUNTA KİNTE ADASI

Seyahat etmek, bazen yeni yerler görmekten çok, dünyayı ve insanlığı daha iyi anlamak demek. İnsanlık tarihinin en önemli tanıklarından biri olan Kunta Kinte adası da size farklı duygular yaşatacak, göğsünüzü sıkıştıracak, bunları bir insan nasıl yapar diye beyninizi zorlayacak yerlerden biri. UNESCO Dünya Miras listesinde yer alan bu küçük ada, Atlantik köle ticaretinin izlerini günümüze kadar taşıyor.



Ada ile bir zamanların efsanevi dizisi “Kökler” arasında sıkı bir ilişki var. Ülkemizde 1977-1978 yılları arasında yayınlanan ve derin izler bırakan dizi, aslında Amerikalı yazar Alex Haley’in, “Roots” adlı romanında atası olduğunu söylediği ve Gambiya’dan kaçırılarak Amerikaya getirilen Kunta Kinteh’in hikayesidir. Bu hikaye, daha sonrasında milyonlarca insanın yaşadığı trajedinin sembolü haline gelmiştir.

15. Yy.dan itibaren, Portekizliler, İngilizler ve diğer Avrupalı güçler, Gambiya nehri boyunca üsler kurmuşlardır. Nehir, genişliği yaklaşık 3,5-15 km. arasında değişen 50 km.lik uzunluğunda bir haliç ile okyanusa açılır. Tabii böyle olunca da Batı Afrika’nın iç kısımlarına kadar gemi ile girmek bu nehir sayesinde gerçekleşebilmektedir. Gros tonilatosu 3000. kadar olan gemiler kıyıdan 241 km. ye kadar içeriye, küçük gemiler ise 280 km. İçerdeki George Town’a kadar girebilmektedirler. İşte bu nedenle geçmişte burada pek çok üs kurulmuştur ve bunlardan en önemlilerinden biri de bu ada olup özellikle köle ticaretinde öne çıkmıştır.

Nehir sadece ulaşım değil balıkçılık ve civardaki ekilebilir alanların sulamasını da sağladığından buraya hayat vermektedir. Başkent Banjul da Gambiya Nehrinin Atlas Okyanusuna kavuştuğu noktada bulunan ada üzerine kurulmuştur.



Batı Afrikada Gambiya Nehrinin ortasında, kayalık , yürüyerek birkaç dakikada keşfedebileceğiniz küçücük ada, 2011 yılına kadar “James” olarak anılmaktaydı ve bu tarihten sonra sarsıcı tarihini daha da pekiştirecek şekilde “Kunta Kinteh” oldu.
Başkent Banjul’dan bindiğimiz tekne ile ağırlıklı olaraka Mandinka etnik gruplarının yaşadığı tipik köylerden geçerek Gambiya Nehrinin içlerine doğru hareket ettik. İlk önce, Fransızların Gambiyadan çekilmeden önce bir ticaret üssü olan Albredaya daha sonra ise kısa bir yürüyüşle Kunta Kinte’nin doğum yeri ve yazar Haley’in dedelerinin toprakları olan Juffureh köyüne ulaştık. Burası,ziyaret edebileceğiniz küçük bir müzeye sahip. Köyde en dikkat çeken



noktalardan biri de tabanında “Bir daha asla “ yazan özgürlük heykeli. Heykel, anakaradan Kunta Kinte adasına bakacak şekilde konumlandırılmıştır. Hem insanlığın karanlık yüzünü hatırlatmakta hem de zincirlerini kırmış ve bir daha asla diyerek umudu simgelemektedir.


Juffureh’ten küçük ama sıkıntılı bir tekne ile ( her tarafı gıcırdayan, parçalanacakmış gibi duran içine sürekli su alan) akıntılı nehirde, biraz maceralı bir yolculuk sonrası Kunta Kinte adasına ulaştık.








Baobab ağaçlarının güzellik kattığı adada görülecek çok fazla bir şey yok. Sadece eski kale, sur ve depo kalıntıları ile paslı eski toplar görülebiliyor. Eski hücre kalıntısı ise sanki kölelik dönemini haykırırcasına canlı bir görünüm arz etmekte .

Aynı sıkıntılı dönüş yolunda, gruptaki herkes suskundu. Belli ki herkes kendi iç dünyasında gördüklerinin ve insanlığın kötülükte nerelere kadar gidebileceğinin, neler yapabileceğinin kritiğini yapmaktaydı.




