TRANSİLVANYA’NIN İNCİSİ BRAŞOV – GÖKHAN FIRATLI
TRANSİLVANYA’NIN İNCİSİ BRAŞOV – GÖKHAN FIRATLI

Doğa ile iç içe olan Braşov; tarihi dokusu ve bölgenin kalbi olması nedeniyle gerçekten Transilvanya’nın incisi sayılabilir. Başkentten bu şehre otobüs ile yapılacak seyahatte, Transilvanya’nın kırsal bölgelerini, güzel doğasını gözlemleyebileceksiniz. Hemen belirtmek gerekiyor; köyler ve kasabalar, çok zevkli yapılmış tek veya iki -üç katlı şirin evlerle görsel şölen oluşturuyor.

Akşam saatlerinde ve yağmur eşliğinde ulaştığımız Braşov, daha sonra güzel yüzünü gösterdi ve rahatlıkla gezmemize izin verdi. Karşılıklı birbirimizi çok sevdik. Bizim gibi tarihi şehrin merkezinde bir otel seçimi yaparsanız, tüm şehri rahatlıkla yürüyerek gezebilirsiniz.



Öyleyse tanıtıma şehrin kalbinden “Piata Sfatului- Konsey Meydanı” başlayalım. Trafiğe kapalı bu güzel alan, renkli Barok ve Rönesans mimarisine sahip binalarla çevrilidir. Çoğunun yapımı 1500 ve 1900 lü yıllara dayanmaktadır. Geçmişte bu alan Orta çağdan başlayarak geçen yüzyıla kadar farklı milletlerden tüccarların katıldığı panayırlara ev sahipliği yapmıştır.
Sadece turistler değil yerlilerin de ilgi gösterdiği meydan, pek çok kafe, bar ve restorana sahiptir ve yıl boyunca festivallere, konserlere sahne olmaktadır. Bizim ziyaret ettiğimiz dönemde de ufak çaplı bir alış-veriş etkinliği düzenlenmişti.


Meydanın tam ortasında “Konsey Binası” konumlanır. Belediye binası günümüzde binlerce eserin sergilendiği Tarih Müzesine (Muzeul Judetean de Istorıe) ev sahipliği yapmaktadır. Geçmişi 15. Yy.a dayanan simgesel bina birkaç kez yıkılıp yeniden inşa edilmiştir. Müze statüsü kazanması 1950 yılıdır. 50 metre yüksekliğindeki kulesinde saat bulunmaktadır.



Romanya ve Braşov’a ait tarihi belge ve objelerin yanı sıra çizgi romanlarla tarih anlatımı, Romanya Kralı I. Mihail’in hayat hikayesi, Transilvanya Masonluğunun doğum yeri olması nedeniyle masonik objeler sergisi gibi farklı bölümler de bulunmaktadır.




Meydandan görülebilen ve şehrin simgesi olan “Kara Kilise- Biserica Neagra” Transilvanya’nın en büyük kilisesidir. Gotik mimarisiyle öne çıkan yapı, 1689 yılındaki yangından sonra duvarları karardığı için bu adla anılmaktadır. İçindeki dev org ve özellikle çok sayıda Osmanlı halıları ile kesinlikle ziyaret edilmesi gereken bir yapıdır.




Meydandaki rengarenk Barok evler, sadece estetik değil; her biri farklı tüccar loncalarına ait geçmişi barındırırlar.

Ortodoks Kilisesi


Adormirea Maicii Domnului Ortodoks Kilisesi, ana meydanda bir evin avlusunun içinde ve gizlenmiş şekilde inşa edilmiştir. Bir koridordan avluya girmek suretiyle ulaşılabilmektedir.


Şehri tepeden keşfetmek için Tampa Dağı teleferiği ile yukarı çıkmak en önemli turistik aktivitelerden biri. Merkezden 10-15 dakika yürüyüş ile ulaştığımız bilet gişesinde teleferiğin bakıma alındığını ve bir müddet kapalı kalacağını üzülerek öğrendik. Buradaki görevliler, yukarıya araba ile çıkılamadığını ama yürüyerek oraya ulaşabileceğimizi söylediler. O noktaya gelirken çıktığımız dik yokuş, merdivenler ve hala hızla atan kalbimiz bu öneriyi geri çevirdi, zaten bizim için vakit önemliydi ve görülecek daha pek çok yer vardı.

Teleferik ile yapacağınız 3-4 dakikalık çıkış sonrası, Braşov’u ve Karpat Dağlarını tepeden gözlemleyebileceğiniz bir seyir terasına ulaşılacağınızı, kısa bir yürüyüş ile şehrin her yerinden görülen “BRAŞOV” yazısına ulaşabileceğinizi ve dilerseniz burada yer alan restoranda yemek yiyebileceğinizi daha önceden yaptığımız ön çalışmalar ile öğrendiğimizi söyleyebiliriz.

Teleferik gişelerinin olduğu bölgede şehrin surları ve bazı kuleler yer aldığından biz de Braşov’u keşfetmek için çevresini turlamaya, kule ve surlardan başlamaya karar verdik. Harita da göreceğiniz üzere burada; Postavarilor Kalesi, Marangozlar Kulesi, Avcılar Kulesi, İp yapımcıları Kalesi, Sanat Kulesi ve Dokumacılar Kalesi bulunmaktadır. Ayrıca zirve kadar olmasa da burası da şehri gözlemleyebileceğiniz güzel bir nokta.

Tampa Dağına çıkan teleferiğin tam karşısında yer alan “Turnul Vanatorilor-Avcılar Kulesi” restorasyon sonucu 2006 yılında ziyarete açılmıştır. Av silahları ve avcılıkla ilgili parçalar sergilenmektedir.

“Turnul Lemnaruli-Marangozlar Kulesi” geçmişte 28 adet olan ve bugüne ulaşabilen 6 savunma kulesinden biridir. Günümüzde daha çok Marangoz Loncasına ait eserler sergilenmektedir.


Biraz ilerisinde “Bastionul Postavarilor- Kumaşçılar Burcu” yer alır. 1450-1455 yılları arasında Kuyumcular Loncasına daha sonra ise yine Kumaşçılar Loncasına devredilmiştir. Duvar kalınlığı 2 metre, yüksekliği 20 metre, çapı ise 16 metre olan Burç günümüzde “Sanal Müze” olarak hizmet vermektedir. Romanya’nın ilk dijital galerisidir.
Teleferik girişinden ters yöne doğru yürüdüğünüzde, “Turnul Funarilor – Halatçılar Burcu” yer almaktadır. Kalenin ilk burcudur ancak iki kez büyük yangına maruz kalmış ve büyük yıkım almıştır. Günümüzde 1794 yılında lonca tarafından yaptırılan içindeki ev durmakta ve görülebilmektedir.

Bir sonraki “Turnul Artelor- Çömlekçiler Kulesi” restorasyon sonrası Saanat Kulesi adını almıştır ve farklı sanat sergilerine ev sahipliği yapmaktadır.



En son gezeceğimiz “Bastionul Tesatorilor- Dokumacılar Kalesi” bizi çok şaşırttı ve çok hoşumuza gitti. Etrafını dolaşıp tam döneceğimiz sırada aşağıda fotoğrafını paylaştığımız küçük bir kapı dikkatimi çekti. Oradan girdiğimizde altıgen planlı ve ahşap ağırlıklı kale ile içinde yer alan bir müze bizi karşıladı. Büyük bir kısmını gezebileceğiniz kale, 1400 lü ve 1500 lü yıllarda olmak üzere iki aşamada inşa edilmiş. Korunması ve savunması “Keten Dokumacıları Loncası” tarafından yapılmış.



Bu civarda “Olimpia Spor Merkezi” ve “14. Yy.dan beri varlığını devam ettiren “Aziz Nikolaos Ortodoks Kilisesi” yer almaktadır. Birinci Romen Okulunun faaliyet gösterdiği yer olması ve değerli tarihi eserlere ev sahipliği yapması nedeniyle Romenler için çok önemlidir.



Kuleler bitince bölgeye yakın ve turistler açısından çok popüler olan Strada Sforii ziyaret noktamız oldu. Avrupa’nın en dar sokaklarından biri olan bu sevimli sokağın en dar yeri 111cm. genişliğindedir ve zamanında burası itfaiyeciler için geçit olarak yapılmıştır.

Strada Sfori’nin çok yakınında girişi ücretli olan bir Sinagog yer almaktadır.

Yaklaşık üç dakikalık yürüyüş sonrası Schei Kapısını göreceksiniz. 1827 -1828 yılları arasında yapılan kapı Zafer takı görünümündedir. Hemen yakınındaki Catherine Kapısı (Poarta Ecaterinei) 1559 yılında inşa edilmiş olup Orta çağda mahallenin ana giriş kapısı

olarak hizmet vermiştir. Masal şatosuna benzeyen görünümü ile hemen dikkatleri çekmektedir. Aslında bu kapı, zamanında çok büyük iken Schei Kapısının yapım döneminde yıkılmış sadece günümüze ulaşan kulesi kalmıştır.


Tampa Dağının karşı tarafına denk gelen bölgede Beyaz ve Siyah Kuleler yer almaktadır. Şehrin kuzeyindeki Warthe Tepesine doğru yürüdüğünüzde hem bu kuleleri ziyaret edebilecek hem de şehri bir de bu taraftan kuş bakışı seyretme şansını yakalayacaksınız. Üstelik burada, şırıl şırıl akan sular, minicik sevimli köprüler, kuş sesleri ile kendinizi tabiatın kucağında bulacaksınız.




Geçmişte savunma sisteminin parçaları olarak 25. Yy sonlarında inşa edilen kuleler, günümüzde müze ve sergi alanı olarak hizmet vermektedir. Çok dik merdivenlerle ulaşılan Beyaz Kule, çok güzel şehir manzarası da sunmaktadır.


Patika yolu ve tabelaları takip ederek ulaşacağın Siyah Kule, aslında beyaz renkte olup 1649 yılında çıkan yangında kararması sonucu bu adı almıştır. Diğer kule gibi buradan da çok güzel Braşov foto ve videoları alınabilmektedir.

Yine şehrin bu tarafında yer alan Braşov Kalesi, teleferiğin tam karşı tarafında konumlanan tarihi bina olup 16. Yy.a tarihlenmektedir. Buraya tabii ki çıkmak istedik ve çağırdığımız taksinin şoförü, tadilat nedeniyle kapalı olduğunu söyleyince sadece uzaktan çektiğimiz fotolarla yetinmek zorunda kaldık.


Belediye binası


Kütüphane

Postahane
Braşov, parklar ve müzeler konusunda da çok zengin bir şehir ancak bu yazıda sizleri daha fazla yormamak için müzelerden önemli ikisini başka bir yazıya bıraktık.

Müjde Kilisesi

Turizm Bürosu
Braşov’un önemli binalarından ve parklarından birkaç foto ile bitirmek istiyoruz.





